Tüketme’me’nin Sınırı

0
75

Sık sık çevremizde gördüğümüz anti tüketim kampanyalarından belki biraz olsun etkilenebildiyseniz sizde tüketmeye karşı önlem almış olabilirsiniz. Tüketim çağının getirdiği bir ilginçlik olarak ihtiyacımız olmayanı alma eğilimimiz bulunuyor. İlginçlik diyorum çünkü tarihte sadece bu yüzyılda görülmüş bir durum diyebiliriz. Dahası sanayi devriminden önce böyle bir durumun olmaması gayet doğal ama artık bir ürün oldukça kolay imal ediliyor diye gereksizde olsa almamızı tüketmemizi mi gerektirir? Zengininden, fakirine gereksiz yere satın alma durumunu gördük. Artık yeni yeni bu tüketim çılgınlığının faydadan çok zarar getirdiğini gördük ve almayı bırakmaya, bir hareket, tepki oluşturmaya başladık. Peki şimdiye kadar ne kadar çok aldığımızla ilgilendik eğer bunun tersini yapacak olursak ne kadar ileriye gidebiliriz. Belki de sormamız gereken soru budur.are-we-consuming-too-much

 

Zaman içinde kendi doğamızdan uzaklaştırılarak hemen her şeyin -teknolojinin de katkısıyla-  yapay, suni, sanal olanlarıyla donatıldık. Böyle bir durumda düşüncelerimiz ve kararlarımızda raydan, doğallığından uzaklaşmaya başladı. Elbette insan bunca çeşitliliğin içinde birçok arzuya sahip olabilir, bu normaldir ama görüyoruz ki dünya genelinde normalden çıkmış bir durum var. Cinsiyete, yaşa, dine, ırka, kültüre göre değişiklik gösteren tüketim alışkanlıkları var. Bu farklılığa rağmen insanın raydan çıktığı nokta hep aynı sebepten boy gösteriyor. Bir şeyi istemek için önce onunla “bir şeyler” yapacak olmamız gerekir. Yani doğrudan bize bir işlevi olması gerekir.  Bu durum tamimiyle gerçekleşiyorsa ona doğal bir ihtiyaç demek doğru olabilir. Alacağımız şey hayatımızı kolaylaştırıp, bize zaman ve enerjiden tasarruf edecekse bunda sorun yoktur. Yalnız bu eylemin birçok değişkeni var. Örneğin bir ürünü almak istediğimizde aynı ürün bizde zaten bulunuyor olabilir ama sırf daha fazla çeşit olsun diye alıyor olabiliriz. Hatta aldığımız o ürünü hiç kullanmamak veya topu topu birkaç kez kullanacak olabiliriz. Bu durumda o ürünün işlevinin dışına çıktığını bu yüzden ihtiyaç olmadığını söyleyebiliriz. Bir çanta alırız daha sonra defalarca farklı diğer çantalardan alırsak durum bu olabilir. Çanta içine eşyalarımızı koyup dışarı çıktığımızda bize gereken eşyaları yanımızda toplu olarak taşımamıza yarayan bir edevattır. Yalnız doğal olarak bu çantanın güzel ve şık görünmesini isteyebiliriz. Haliyle işin içine farklı fonksiyonlar girebilir. Modaya uyması, kıyafetimize uyması vs. gibi. Bu durumda çantayı asıl varlık sebebi yerine farklı bir amaç için kullanmış oluruz ve bu dananın kuyruğunun koptuğu nokta oluyor. Artık sizde tüketim çılgınları kervanına girmiş bulunuyorsunuz.

michele-del-campo-consuming-desire-220x300cm

 

Akıllı telefonlar çıktıktan sonra özellikle genç kesim kolayca adapte olurken yaşlı kesimin daha geç ama azımsanmayacak bir hızla akıllı telefonlara geçiş yaptığına şahit olmuştum. Gördüğüm şey gerçekten üzücüydü. Muhtemelen bu telefonlara hiç ihtiyaçları yoktu ama binlerce, yüzlerce lira verip almışlardı. Kullanmakta zorluk çekiyor kullansalar dahi en fazla temel özellikleri, gayet basit bir telefonunda yapabileceği özellikleri yerine getiriyorlardı. Başıma gelen bir olayı anlatacak olursam bir gün Kabataş civarında yürürken bir metro işçisinin istasyonun giriş merdivenlerinin kenarına kaykılıp, ayakkabılarını çıkarmış, istirahat ettiğini görmüştüm. Tuhaf bir aksanla beni yanına çağırmıştı. Beni çağırdığından emin olduktan sonra yanına gidip niçin çağırdığını öğrendim. Yeni aldığı iPhone’nin şarjı artık çok az gidiyormuş, hiçbir şey yüklemedim neden böyle diye sordu. Elimden geldiğince yardım etmeye çalışsam da adam daha sonra bana “sadece alo demek mesaj atmak için” aldım dediğinde üzülmüştüm. Eminim bunun ücretini ödemek için aylarca taksit ödeyecekti. Ama hakkında hiçbir şey bilmiyordu. Bu telefonların artık birer bilgisayar olduğunu var sayarsak kimin cebinde bilgisayar taşımaya ihtiyacı var diye sorabilirim. Elbette cevap onu kullanmasını bilenler olacaktır!

 

consuming-media

 

Haliyle tüketim ihtiyacı arzuladıklarımızın tam olarak kullanma kıstasımızla doğru orantılı. İhtiyaç dışına çıkmayı sağlayacak yukarıdaki örnekler dışında çok örnek var. Ama ne kadar tüketmeyeceğimiz noktasına gelirsek yapmamız gereken zor değil. Sadece özümüze dönmek. Aşırı ve gereksiz tüketimler yüzünden en çok kendimize zarar verdiğimizi anlamalıyız. Satın aldığımız her şey neticesinde bizde bir yük oluşturur. Çoğu kez işin esprisi de olsa sokaktaki kedi ve köpekler için “ne rahat yaşam, ev, kira, fatura, doğalgaz derdi yok” lafını duymuştum halkın içinden. Şaka da olsa bu durum içimizdeki psikolojik bir gerçeği yansıtıyor olabilir. Aldığımız her şey bizde bir yük oluştururken kendi küçük dünyamıza alışmaya başlıyoruz. Oysa tek yapmamız gereken özümüze dönüp standartlarımızı, ihtiyaçlarımızı normale, geldiğimiz noktaya, doğallığa çekmek. Sadece bize gerekli olanları alıp satın aldıklarımızla mutlu olmaya çalışmak yerine onları bir araç olarak kullanıp deneyimlerimizle mutlu olmaya çalışabiliriz. Bu bizi maddenin dünyasından çıkarıp içimizdeki ruhu özgür bırakmak yönünde oldukça faydalı olacaktır. Belki yarın tekrar düşünebiliriz; bunun bana faydası olacak mı…?

capitalism

Yorumlar

yorumlar

YORUM YOK

CEVAPLA