Sinema Salonlarında Artık 4DX Teknolojisini Deneyimleyebilirsiniz

0
2747

Ülkemize yeni gelen bu teknolojiyi denemek için Deadpool filmini 4DX izledim. Ne yalan söyleyeyim benimde aklıma gelmişti bu… Sahneye göre hareket edeceğiniz, kokuyu alacağınız, yüzünüze, gözünüze beş duyu organınıza hitab eden bu teknoloji.  Aslında şu an emekleme aşamasında olsa da kayda değer bir lezzet alabiliyorsunuz. Evet, öyle ahım şahım bir şey yok.

sosyopia_4dx

Koltuklar: Öncelikle koltuklar sürekli hareketli değil. Sadece bazı sahnelerde hareketleniyor ve bu da tüm filmin en fazla dörtte biri ediyor. Bana Tatilya’nın hareketli sinemasındaki koltukları hatırlattı. Şahsen onların daha hareketli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca filmle çok senkronize olduğunu söyleyemeyeceğim koltukların. Bu çok kolay bir şey değil aslında. En fazla karakter arabada giderken ya da aynı sizin gibi başka bir şekilde, “hem oturup hem hareketli” olduğu zaman ciddi anlamda senkronize oluyorsunuz. Onun dışında adamın dayak yerken koltukların hareketlenmesi bana pek lezzet vermedi.

Koku: Kokuya gelecek olursak; kokular hiç de öyle spesifik kokular değil. Ne biliyim, insan bir parfüm kokusu değerinde bir koku sunar size. Hayır, sadece plastik kokusu gibi oldukça kimyasal bir koku aldım. Bu kokuyu Deadpool‘un deadpool olduğu sahnede, yani kibriti, sıvı oksijen geçidine doğru tuttuğu sırada aldım. Kimyasal bir işlem oluyor ve mekan havaya uçuyordu. Bu sırada bu kokuyu aldım. Onun dışında film boyunca belirgin olarak pek koku aldığımı söyleyemem bayanlar baylar.

Püsküller/Tozlar: Bazen ayaklarınızın gerisinden birşeyler sıçrıyor gibi oluyor. Hani yazın çok rüzgarlı bir havada dolaşırsınız da çok kuvvetli bir rüzgar eser ya. Sandelet giydiyseniz şehrin tüm o tozunun pisliğinin ayak bileklerinizden suyrıldığını hissedersiniz. Püskül diyebileceğim olay bu şekilde. O dandik 5D, 10D, 31D adlarını alan sinemalara gittiyseniz bilirsiniz. Yüzünüze tozumsu, püskülümsü bir şey sıçrar. Ondan bunlar. Peki güzel bir etki yaratıyor mu? Kesinlikle evet. Çünkü gerçeğe yakınlık açısından en mantıklısı bu neredeyse. Yani gerçek hayattan örnek verebiliyorum az önce yaptığım gibi siz düşünün.

Fışkıyeler: Başka bir opsiyonda fıskiyekler var. Evet, yanlış duymadınız ama bu kelimeyi ben seçtim. Daha çok spreye benziyorlar. Öndeki seyircinin koltuğunun baş kısmının arkasına yerleştirilmiş deliklerden, aksiyonlu sahnelerde yüzünüze hava bombası yiyebilirsiniz. Şahsen ben bu hava fıskiyelerini çok sevdiğimi söyleyebilirim. Çünkü adam akıllı, yani sahneyle özdeşleşmek manasında en başarılı bunlar olmuş. Mesela Deadpool‘da süper kadınımız binanın tepesinden aşağıya atlıyor ve o yere atladığı anda yüzünüze sanki gerçektende çok yüksekten birşey düşmüş gibi hava geliyor. Buna ilaveten arada sırada çok seyrek de olsa su fışkırdığı oluyor bu deliklerden, onu da belirtmekte fayda var.

Duman: Deadpool’da sadece bir sahnede, beyaz perdenin her iki yanında duran kolonlara benzeyen şeyden ciddi anlamda duman çıktı. Yine patlama sahnesinde bunun çıkması elbette orantılı olmuştur. Dumanlar diskolardakine benzer bir teknolojiyle çıkıyor olabilir. Film boyunca iki kez çıktı.

Flaş: İlaveten flaş patlamaları unutmamak lazım. Onlarda değişik bir kafa yaşatıyor. Film boyunca “şok yaratıcı” flaş sahnelerde patlıyor bu flaşlar. Evet pek filmle senkronize olduğunu söyleyemem ama kafa yaşatması ve filmi izlerken daha da iyi hissetmeniz açısından faydalı olduğunu söyleyebilirim.

Tekrar sayacak ve beş üzerinden puanlandıracak olursak, hareketli koltuklar +3, fışkıyeler +5, flaş +3.5, duman +4, koku +1, püsküller +4.5 diyebilirim. Tabi bu, kişinin beğenisine kalmış ama ben zamanla kokuların daha spesifik, koltukların daha mantıklı ve diğerlerininde daha iyi optimize olabileceğini düşünüyorum.  Başlangıç aşamasında, bunlar gidip deneyimlemeniz için gerçekten iyi seçenekler.  Ama biletinizi sona bırakmamanızı öneririm çünkü deneyimlediğim kadarıyla 5 koltuk kalınca biletler 20’den 30 TL’ye çıkıyor. Bol şans :)

Yorumlar

yorumlar

YORUM YOK

CEVAPLA