Haftanın Filmleri / Hatıraların Masumiyeti: Orhan Pamuk’un Müzesi – İstanbul / 25 Mart 2016

0
34

Orhan Pamuk, 28 Nisan 2012’de İstanbul’da Masumiyet Müzesi romanı ile aynı adı taşıyan bir müze açar. Türkiye’de en çok okunanlar arasına giren roman, 1975 ile 1984 yılları arasında İstanbul’da, varlıklı bir iş adamı olan Kemal ve onun kuzeni genç ve yoksul Füsun’un arasındaki unutulmaz aşkı anlatıyor. Masumiyet Müzesi ise hayali ama gerçek bir müze.


Yönetmen
: Grant Gee

Oyuncular: Ayla Pandora Colin, Kemal Mehmet Ergen, Ara Güler, Süleyman Fidaye

Basın bütenindeki açıklaması;

SİNOPSİS
Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Orhan Pamuk, 2012’de İstanbul’da, 2008 yılında yayınladığı Masumiyet Müzesi romanı ile aynı adı taşıyan bir müze açar. Müzenin içindeki eşyalar, romana konu olan ve 1970’lerin İstanbulu’nda yaşanmış talihsiz bir aşkın izlerini taşımaktadır… Orhan Pamuk’un İstanbul’da açtığı, kurmaca ile gerçeği buluşturduğu Masumiyet Müzesi’nde Kemal’in Füsun’a duyduğu aşkın izlerini takip ediyoruz. Pamuk’un pek çok romanında bir karakter gibi karşımıza çıkan İstanbul da bu yolculuğun önemli bir kahramanı.

sosyopia_hatiralarin_masumiyeti_01
Grant Gee’nin Hatıraların Masumiyeti’nde ise gizemi, sokak köpekleri, dolambaçlı sokaklarda ilerleyen taksileri, geceye ait insanları, Boğaz’ı ve tüm mazisi ile İstanbul eşliğinde Füsun ve Kemal’in aşkına, Türkiye’nin yakın tarihine ve Orhan Pamuk’un kişisel hikayesine tanıklık ediyoruz. Türkiye’nin iki yaşayan efsanesi Türkan Şoray ve Ara Güler de filmde kendi İstanbullarını bizimle paylaşıyor. Belgesel, Orhan Pamuk’un anlattığı gibi bu şehrin bize verdiği hüznü taşıyan tüm hayat hikayelerine ve yakın dönem Türkiyesi’ne tarifsiz, gizemli ancak bir o kadar da tanıdık bir yolculuk. Hatıraların Masumiyeti lmi, eşyalardan hareketle şehrin büyülü kimyası, manzaraları ve aşk hikayeleri arasında bizi eşsiz bir yolculuğa çıkarır. Bu yolculuk temelde aşk, zaman, hatıralar, kayıplar ve hepsine ev sahipliği yapan güzel şehir İstanbul hakkındadır.

sosyopia_hatiralarin_masumiyeti_02
Roman, 1975 ile 1984 yılları arasında İstanbul’da, varlıklı iş adamı Kemal ve onun uzak akrabası, yoksul Füsun’un arasındaki unutulmaz ve talihsiz aşkı anlatıyor. Masumiyet Müzesi ise bu unutulmaz aşka ve İstanbul’daki gündelik hayatın izlerine tanıklık ettiğimiz, kelimelerin eşyalara dönüştüğü bir yer.
Tarihçi ve sanat eleştirmeni Simon Schama, Masumiyet Müzesi’nin önemini, ”Dünyanın hiçbir yerinde eşi benzeri olmayan, en güçlü, en insani ve etkileyici çağdaş sanat yapıtı” sözleri ile dile getiriyor. Hatıraların Masumiyeti ile zamanımızın başarılı ve yaratıcı belgesel yönetmenlerinden Grant Gee, sinema sanatının gücünü hafızada yer bırakacak görüntülerle, hayaller, anlam arayışı ve kolektif hafızanın yer aldığı kaynaklara götürüyor. Bizi, adeta başımızı döndürerek edebiyattan, görsel sanatlara uzanarak eşsiz bir zaman yolculuğunda aşkın derinliklerindeki anlamları aramaya ve belki en çok da kendi tarihimizi bulmaya davet ediyor.

Yorumlar

yorumlar

YORUM YOK

CEVAPLA